Kendim için Ayurveda
- Burcu Karakulak

- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur

“Tüm iyileştirici sistemlerin anası” olarak da anılan Ayurveda, tıpkı yoga gibi, rishiler tarafından aktarılan ve vedik köklere dayanan binlerce yıllık bir öğreti. Yogayı bize aktaran dil olan sanskritte ayu yaşam, veda ise bilgi ya da bilim anlamına gelir. Bu haliyle Ayurveda, kelime anlamıyla yaşam bilimidir. Yaşam tüm gerçekliğiyle akarken, Ayurveda bize onu kontrol etmeyi değil; anlamayı, dinlemeyi ve onunla uyumlanmayı öğretir. Böylece sağlık ve mutlulukla dolu uzun bir ömrü deneyimlemek mümkün olur.
Ayurveda’ya göre yaşam hata yapmaz. Gece ve gündüz birbirini izler; mevsimler gelir ve gider. Doğa (prakriti), zamanı geldiğinde yapraklarını dökmeyi de bilir, çiçeklerini açmayı da. Nehirler bazen çekilir, bazen taşar. Bize, bu makrokozmozun içinde yer alan mikrokozmos olarak düşen; olanla kavga etmek midir, yoksa onunla birlikte, uyumlu bir akış mümkün müdür?
Bugün sirkadyen ritmin bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin ne kadar belirleyici olduğu artık net biçimde biliniyor. Hava kararınca parlak ışıklarla uyarılmaya devam etmek yerine karanlığa izin vermek; uykuyu ertelemek için kahve içmek yerine yavaşlamayı seçmek neleri iyileştirebilir? Yaşadığımız coğrafyaya nesiller boyunca uyumlanmış bedenimiz, o coğrafyanın mevsiminde sunduğu besinleri tanır, bekler ve adeta talep eder. Mevsimden bağımsız üretilmiş, paketlenmiş ve işlenmiş “şeyleri” bedene yük etmemek neleri kolaylaştırır? Neşe ve şükranla, yavaşça yenmiş besleyici bir öğün, bedende ve zihinde neleri kendiliğinden sağaltabilir?
Peki sindirim ateşi, agni* nasıl güçlenir? Beden, toksinlerden, ama**dan nasıl arınır?
Ayurveda bu soruları birbirinden ayrı başlıklar olarak değil; uyum sağlandığında yerini bulan ve bir bütün oluşturan yapboz parçaları gibi ele alır.
Beden, doğadan bağımsız değildir; doğanın ta kendisidir. Nasıl bir uyuma ihtiyaç duyduğunu aslında zaten bilir. İhtiyacımız olan tek şey, modern yaşamın gürültüsüyle bastırdığımız bu sesi yeniden duymak. Ayurveda bir yapılacaklar listesi değildir. Alınacak bir sonraki eğitim ya da okunacak bir kişisel gelişim kitabı da değildir. O, bedenin söylediklerini duymamıza yardımcı olan bir rehberdir.
Bu yolculuk, kendi eşsiz beden tipimizi, dosha***mızı öğrenmekle başlayabilir. Ardından doshamıza uyumlu günlük ve mevsimsel arınma pratiklerini, beslenme, uyku ve yoga rutinlerini keşfedebiliriz. Ezbere verilen listeleri, kendi doğamıza uygun seçimlerle değiştirmek mümkün.
Bu değişimleri bir topluluğun içinde yer alarak, dönüşümün enerjisini paylaşarak ve deneyimli bir uzmanın rehberliğinde yapmak ise süreci hem daha kolay hem de çok daha keyifli kılar.
Birkaç yıl üst üste, hem ilkbahar hem sonbahar dönemlerinde, mevsimsel ayurvedik detokslara topluluk halinde ve deneyimli bir rehber eşliğinde katıldım. Daha önce hiç diyet yapmamış, detox uygulamamış, oruç tutmamış ve beslenme konusunda özel bir disiplin geliştirmemiş biri olarak bunu yapabilmiş olmam benim için ufuk açıcıydı. Bunu mümkün kılan şey yalnızca programın teknik olarak iyi hazırlanmış olması değil; birlikte uygulamak, paylaşmak, sorularımı deneyimden gelen yanıtlarla karşılayabilmekti. Kısacası bu keşif ve dönüşüm sürecinde yalnız olmamaktı. Detoxlar sonrası gelen hafiflik hissi neredeyse gerçeküstüydü. Yogada asana pratiği öncesinde fark etmediğimiz bedensel katılıklar, uygulama sonrası çözüldüğünde şaşırırız; “demek rahatlık buymuş” deriz. Çünkü rahatı tanımadan rahatsızlığı tam olarak fark edemeyiz. Detox deneyimi de benim için böyleydi. Halihazırda güçlü bir sindirim sistemim ve sağlıklı bir kilom vardı; yine de detox sonrasında “daha hafif olmanın” ne demek olduğunu keşfettim. Bu hafifliğin mümkün olmasına hem şaşırdım hem de içten içe sevindim.
Eğer sen de bu satırları okurken içinde bir enerjinin yükseldiğini fark ettiysen; doğanı keşfetmeye ve onun dansına eşlik etmeye niyetlendiysen, Kendim için Ayurveda programımızda buluşalım.Program Mart 2026’da başlıyor. Rehberimiz ise sevgili Seda Shambhavi.
Dipnotlar
Agni*: Sindirim ateşi. Dönüşümün yöneticisidir ve metabolik fonksiyonları temsil eder. Güçlü ve dengeli bir agni, Ayurveda’da gençlik ve canlılık göstergesi olarak kabul edilir.
Ama**: Sindirilmemiş atıklar, toksinler. Agni zayıfladığında oluşur. Birikmesi; enerji düşüklüğü, beyin sisi, hazımsızlık, iltihabi durumlar ve aşırı balgam üretimiyle ilişkilendirilir.
Dosha***: Ayurvedik beden tiplerini oluşturan üç temel prensip: Vata, Pitta, Kapha. Her beden bu üç prensibin kendine özgü bir kombinasyonudur; tıpkı tüm renklerin kırmızı, yeşil ve mavinin farklı oranlarıyla oluşması gibi.




Yorumlar